Aşk ve Işık

Bir gece gözümü bir damla uyku tutmadı. Pervane’nin Mum’la konuşmasını dinledim.

Şöyle diyordu Pervane, ateşten sevgilisine; ” Aşık olan benim, yanmak bana yakışır. Ağlayıp sızlayan ben olmalıyım. Peki sen niçin ağlıyorsun?” Mum, “Benim zavallı sevgilim,” dediPervane‘ye,”niye ağlamayayım ki, ‘tatlı bal’ımdan ayırdılar beni. Balmumu iken mum eylediler beni. Haksızlıkla elimden alınınca Şirinim, Ferhat gibi ağlayıp sızlanmak da bana yakışır olmuştur.” Hem konuşuyor, hem de yanağından ateşten süzülen damlalar dökülüyordu. Mum, “Meclisleri ışıtan nuruma bakma sen, sel gibi içime akan ve beni yakan ateşime bak. Senin aşkın kuru bir iddiadır. Ne sabır var sende, ne tahammül. Azıcık bir parıltı görünce atılıp yok oluyorsun, eriyorsun. Ben yanıp eriyinceye dek metanetle dikilirim ayakta. Senin sadece kanadını yakar aşk ateşi. Beni ise baştan ayağa yakmaktadır.”

Şem ile Pervane dertleşirken gece ilerledi. Derken peri görünüşlü bir güzel yaklaştı ve “püüfff” diye üfleyip söndürdü onu. Zavallı mumun dumanı başından çıkarken, “Aşkın sonu budur” dedi ve canını verdi. Aşk ölerek kurtulmaktır geçici dünyadan.

Sevgilisinin eliyle ölenin mezarına gidip de ağlama. “Ne mutluluk!” diye gıpta et. Sevdiği onu öldürmeyi, öldürerek diriltmeyi kabul etmiştir, diye düşün. Eğer aşıksan bu kemendden kurtulmaya çalışma. Ferhat gibi korkusuz ve özgür bir aşık ol. Büyük denizlere açıl demiyorum, lâkin bir kez denize açılmışsan tufandan korkma.

images

PAYLAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soru: