Aşkın A’sının A’sının Bizcesi

Aşk; kendinden geçip kendine kavuşmaktır.

Sevgiliye hayran olmak, onun varlığına karşı kendini unutmaktır.

Varlığını O’na özgü kılıp kendini O’nda bulmaktır.

Mülk olduğunu hatırlayıp mülkü Malik’e has kılmaktır.

Uğruna candan, tenden, dünyadan ve herşeyden vazgeçebilmeyi başarmaktır.

Sevdiği için yaşamaktır, O’nun için düşünmek, O’nun için bakmaktır.

O’nun için konuşmak, duymak, yemek, yatmak, dokunmak, hissetmek, yürümektir.

Kalbin O’nun için atması, hayallerde ve zamanının çoğunda O’nu düşünebilmektir.

O’na kavuşmak için gereken tüm imkanları harcamaktır.

O’nsuz geçen anlarda ruhun, kalbin azap çekmesi ve zındana hapsolmasıdır.

O’nsuz herşeyin yalan olduğunun farkına varmak ve O olmaksızın yapamamaktır.

Adı her anıldığında; kalbin heyecanlanıp coşmasıdır.

O’nun için her zahmete, her güçlüğe katlanmayı zevk edinmektir.

O’nu yaşamın lezzetin, huzurun, mutluluğun kaynağı olduğunu bilmektir.

O’na kavuşturan yola aşık olup O’nunla hayatı sevmek, O olmaksızın hayatı ölüm bilmektir.

Yâkinen O’na inanıp O’nunla kendini güvende hissetmektir.

O’ndan uzak olma durumunda hüzünlenmek, kederlenmek, dertlenmek, gözler kuruyuncaya dek gözyaşı dökmektir.

O’na yakın olma halinde de kaybetme korkusuyla yaşamaktır.

Vazgeçmektir razı olmadığından, sevmediğinden, yapmasını istemediğinden.

O’nunla varolduğunu anlamak ve O’nsuz bir ölü olduğunun şuurunda olmaktır.

O’nun iradesine tabi olup kendi benliğinden kurtulmaktır.

Tereddütsüz, endişesiz, canı gönülden O’na teslimiyettir.

O’na karşı haddini bilip sesine karşı sesini alçaltmaktır.

O’ndan gaflette olmadan O’nsuz geçen her ana üzülüp pişmanlık duymaktır.

Onun için verilen her çabayı yetersiz görmektir.

Menfaat gözetmeksizin O’na hayranlık beslemek ve O’nun kölesi olmaktır.

Bunlara layık olanın dışında başka bir şeye kalbinde yer vermemektir ve vermek gerekiyorsa da O’nun için yer vermektir.

Bu sevgiye layık olanı bulmak ve O’na kavuşmak için nefesin kesilmesine dek koşmaktır, durmayı da zilletten ve kayıptan saymaktır.

O’nun ipine tutunmayı gaye edinip başka iplerle kuyuya inmemektir.

O’nun boyası ile boyanabilmenin hasretini çekmektir.

O’nun önünde zevkle, aşkla eğilip O’nu güneşi bilmek ve onunla ısınmaktır.

O’nun evine sığınarak fırtınalardan korunabilindiğini anlamak, kendini onunla paklayıp kurulan tuzaklardan onunla güvende olunabilindiğini anlamaktır.

Razı olmadığı her şeye sırt çevirip sevdiğini sevmek sevmediğinden ise uzaklaşmaktır.

O’nu görmeden görüyor gibi hissedip her an O’nu kendisiyle bereber hissetmektir.

Atılan her adımda gören, dilden dökülen her kelamı işiten, her ne yapıldıysa, yapılıyorsa, yapılacaksa bilen olduğunu kavramaktır.

O’nunla cehaletini azaltıp kendini tanımaktır.

O’nun kalemi olup mürekkebiyle kelamını kalbe, bedene, ruha yazmanın çabasını vermektir.

O’na kavuşmak için sabredip O’nu istemek ve kendinden çok sevmektir.

Hatta, zatını O’nun için sevmektir.

Leyla’ya mecnunluğu bırakıp Leyla’yı da O’nun için sevmektir.

Tüm varlığıyla O’nun misafiri olmaktır.

Ne ikram ettiyse ona razı olmak, çoğuna layık olabilmek için de O’na layık olmalıdır.

O’nun muhatabı olabilmek için O’na yalvarmaktır.

Gölgesinin gölgesi olmak için can atmaktır.

O’nunla olmayı özgürlük, O’nsuzluğun da esaret olduğuna şahit olmaktır.

PAYLAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soru: