Dilimizdeki Türkü “Paralel”leylim

17 aralık operasyonlarından sonra başlayan hükümet ve cemaat çatışmaları her geçen gün körüklenmeye devam ederken, sosyal medya ve reel hayatta müslümanları ikiye bölen “ya akplisin, ya paralelci” zihniyetten bahsetmek istiyorum. Aslında siyasi konulara girmek istemiyorum sosyal medyadaki paylaşımlarımdan dolayı sen fethullahçımısın demeleri üzerine yazmak istiyorum. Başımdan geçen olayları anlatmak istiyorum ki konu daha rahat bir şekilde anlatılmış olsun.

1996 yıllarıydı Dinler arası diyaloğu tam manasıyla öğrendiğim dönem. Hatta Şanlıurfa’da düzenlenen nikah merasiminde müslüman bir bayanın hristiyan bir erkekle evlendirilmesini ve gazetelerde diyalogdan düğüne manşetler atıldığında şok olmuştum. Çünkü İslam dini ölçülerinde müslüman bir bayan hristiyan bir erkekle evlenemez, dinimiz buna müsaade etmemiştir.

dugun

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

O yıllardan bu günümüze kadar, Bugünkü Akp teşkilatında bulunan kişiler dahil olmak üzere HATAY İli, ilçeleri ve köyleri olmak üzere adım atılmadık bir yer bırakmadan Dinler arası diyaloğun ne olduğunu ve tehlikeleri dostlarımla beraber anlattım. Anlattığımızda siz dedikodu yapıyorsunuz, iftira atıyorsunuz, çekemiyorsunuz, hatta ve hatta hadlerini aşıp “sen kafirsin” diyenler dahi olmuştu.

(Müminler, kâfirleri dost edinmesinler! Onları dost edinenler, Allah’ın dostluğunu bırakmış olurlar.) [Al-i İmran 28]

(Ey iman edenler, Yahudileri de, Hıristiyanları da dost edinmeyin! Onlar, [İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Onları dost edinen de onlardan [kâfir] olur. Allahü teâlâ, [kâfirleri dost edinip, kendine] zulmedenlere hidayet etmez.) [Maide 51]

(Zalimler, [Kâfirler, İslam’a olan düşmanlıklarında] birbirinin dostudur. Takva ehlinin dostu ise Allah’tır.) [Casiye 19]

Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Kâfir bir kavmi seven veya onlarla dostluk kuran kimse, kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]

4855

Aradan tam 18 yıl geçti. Dinler arası diyalog hamurunda yoğrulanlar menfaatler çatışınca iki azılı düşman gibi gösterilmekte, aslında işin iç yüzü göründüğü gibide değil ama konu dağılmaması için bu konuya sonra gireceğim. Bir 17 Aralık sabahı gözlerimizi açtığımda operasyon haberiyle ülke çalkalanıyor. İlk önce hükümetin derin devlet olarak suçladığı ergenokoncular geldi aklıma, haberleri açtığımda bir yandan sevinmiş, diğer yandan da şaşırmıştım. Sevinmemin sebebi 18 yıl önce söylediklerimizin haklılığını bu milletin gördüğü düşüncesiydi. Şaşırdığım konu ise 18 yıl önce dinler arası diyalog tehlikelerinden bahsettiğimizde bize hakaret eden küstahların sanki dinler arası diyalogtan hiçte haberleri yokmuş gibi kamera karşısına geçip, söylediklerimizin ötesine geçip hakaret etme derecesinde yorumlar yapmaları. Şunu da belirtmek isterim. Kimsenin mensubu bulunduğu cemaate, tarikata veya başındaki kişiye hakaret etme gibi veya çekememezlik gibi bir durumum yoktur. Dinler arası diyaloğu anlatırken dahi karalama değil insan olarak hataya meyilli olduğumuz için başlatılan bu yanlıştan dönülmesi ve hataya düşülmemesi için uyarmak, nasihatte bulunmak, emri bin maruf nehyi anil münker görevimizi icra etmektir.

Çokça video örnekleri mevcut sadece 3 tane paylaşma gereği hissettim toplumumuz öyle bir duruma gelmiş ki,

* AB mevzuatına uygun Türk Gıda Kodeksi’nde, domuz eti satılabilir kasaplık et olmuş, satışı serbest bırakılmıştır.
* Din dersi kitaplarından Kelime-i Tevhid’in ikinci kısmı olan “Muhammedün Resulullah” çıkarılmıştır.
* İçişleri Bakanlığı’nın 2006 yılındaki 2227 sayılı kararı ile nüfus kâğıtlarından ‘dini İslam’ ibaresi kaldırılmıştır.
* İmar Kanunu’nda yapılan değişiklikle “cami” ifadesi “ibadethane” olarak değiştirilmiştir. Bundan sonra mahalle aralarında 70 bin kilise evi açılmıştır.
* Erdoğan, 2002 seçimi öncesi Of’ta, “Türkiye’de 30’a yakın etnik grup ve 4 hak din vardır” demiştir.
* Bu hükümet, Urfa’da Halilürrahman’ın karşısında dinler bahçesini, 2004 senesinde Antalya’da başka bir dinler bahçesini açmıştır.
* Başbakan, bismillah diyerek kilise kurdelesi kesmiştir.
* AKP döneminde 2005’de yapılan TCK değişikliği ile zina suç olmaktan çıkarılmıştır.
* AKP, 3 Nisan 2007’de Kasımpaşa’da Büyük Piyale Kur’an Kursu’nun yıkımına karar vermiştir.
* Kur’an kursu yıkılırken, Van Akdamar Kilisesi 3 milyon TL para harcanarak onarılmış ve ayine açılmıştır,
*15 Ağustos 2010-2011-2012 tarihlerinde Trabzon Sümela Manastırı’nda ayin gerçekleşmiş; 19 Eylül 2010-11 Eylül 2011 ve 9 Eylül 2012’de Van Akdamar’da ayin yapılmıştır. İzmir’in Çeşme beldesinde Pazaryeri kilisesinde, Diyarbakır Surp Giragos Ortadoks kilisesinde ayin yapılmıştır.
* AKP döneminde ilk defa kilise imarı için yer tahsis edilmiştir.
* İlk defa bu hükümet döneminde camiler kiliseye çevrilmiştir…
* Peygamberimize “Muhammed kılıçla din yaymaktan başka ne yapmıştır” diyen Papa 16. Benedik’i, Erdoğan uçağın merdivenlerinde karşılamıştır.
* İslam dininde yasak olmasına rağmen, 2004 senesinde din dersi kitaplarına Hz. Peygamberimiz’in minyatür resimleri konulmuştur.
* AKP döneminde “Allah katında tek din İslam’dır” ayeti, AB ve ABD’den gelen tepkiler nedeniyle Cuma hutbelerinde yasaklanmıştır.
* 24 Eylül 2008’de, AKP hükümetinin Milli Eğitim Bakanlığı, İmam Hatipler’de dinler tarihi dersine Hıristiyan rahip ve hahamların davet edilmesini ve gençlere ders vermesini istemiştir.
* AKP döneminde bedava dağıtılan din dersi kitaplarından Gökbulut ve Öcal’ın hazırladığı 6. sınıf “Din kültürü ve ahlak bilgisi” kitabında sayfa 118’de, Veda Hutbesi’nde yer alan “Allah ve resulünün sünneti ifadesi” çıkarılmıştır.
* 2005’te onaylanan din kültürü kitaplarında Kelime-i Tevhid, “la ilahe illallahtır” şeklinde yer almıştır.
* Bazı köylerde ilköğretim çocuklarına ücretsiz dağıtılan ilkokul 1. sınıf okuma-yazma öğreniyorum kitaplarında 13 ve 15. sayfalarda kiliseye giden üç çocuk resmedilmekte, haç işareti olan ve kilise dualarını gösteren fotoğraflar bulunmakta idi. (12.7.2004 tarih ve 115 sayılı onay taşıyan AB destekli kitaplar)
* 26.9.2004’te kabul edilen 5237 sayılı kanunla, evinde Kur’an öğretenlere hapis cezası getirilmiştir.

Bu kadar din tahribatı yapanları alkışlayan ve destekleyenler gelmiş benim din anlayış ve yaşayışıma karışıyor. AKPli değilsen paralelcisin diyor küstahça. Dini tekele düşürmeye çalışanlar unutmasınlar ki, ilahi adalette hesap verecekler. Fethullah Gülen cemaatine mensup veya sempati duyan bir kişi değilim. Bu yazımı okuyanlar bir yerlere maal etmeye çalışmasınlar. Amacım siyasi propaganda veya bir partiyi karalamakta değil sadece Müslümanım diyor isek Kuran ve Sünnet ölçüleriyle yaşamamız ve dairenin dışına çıkmamamız gerektiğini anlatmaktır. Konuyu yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’den bir ayet ile bitirmek istiyorum.

 Gerçekten, Allah’ın indirdiği Kitap’tan bir şeyi gizlemede bulunup onu az bir değere değişenler var ya, onların karınlarına tıkındıkları ancak ateştir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları günahlardan arıtmaz. Onlara elem verici azab vardır.(Bakara-174)
PAYLAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soru: