Hayata Dair Son Sözler

Yılları bir bir devirdikten sonra yetmişine merdiven dayamış, hayata dair son sözlerini söylemeye hazırlanan birisi misiniz?

Eğer öyleyseniz bir zamanlar ahenkle dans eden saçlarınız, muhtemelen yıllara yorgun düşüp kendini beyazlara teslim etmiş olmalı. Bu arada yorgun ayaklarınız da merdivenleri çıkmaktan daha fazla şikayet ediyor olmalı. Gözleriniz ise geçmişteki anılara takıldıkça nemlenip durmaktadır, herhalde.

Ve, siz! Trenin hareket etmek için son düdük sesini beklediği gibi, son nefesin verileceği anı mı kollamaktasınız?

Hayatın sıcaklığı artık ruhunuzu fazlaca ısıtmıyor ve ömrünüz mevsimlerden kışı yaşıyorsa bu sorulara derinden, ama “olgun” bir ses tonuyla “evet” diyeceksinizdir…

Ancak yaşınız genç ve hayatınız kıpır kıpır ise bu sorular üzerinde fazlaca kafa yormak istemeyecek, hatta bu satırları okumaktan imtina edeceksiniz belki de, kim bilir?

Ama yaşınız kaç olursa olsun; herkes gibi siz de günün birinde mutlaka yaşlanıp, kış mevsimini tüm soğukluğuyla iliklerinize kadar hissedeceksiniz.

Hissedecek ve üşüyeceksiniz…

Genelleme yapıldığında elimizdeki değerlerin kıymetini bilmediğimiz ortaya çıkıyor. Hayatımızdaki “keşke”lerin fazlaca olması da sanırım bunun en büyük ispatı.

Madem soru trafiğinin yoğun olduğu caddeye adım attık, o halde kendimize şu soruyu da soruverelim:

“Gençliğimizin kıymetini bildik mi, veya biliyor muyuz?..”

Bu soruya pozitif yanıt verebiliyorsak ne mutlu bizlere. Ancak bu suale cevap vermek için cümle kurmaktan kaçınıyorsak, işler yolunda gitmiyor demektir.

Geçmişten günümüze “hayatın baharı” olarak tanımlanan “gençliğin” kıymetini anlatan ciltlerce kitap, sayısız yazı, şiir ve makaleler kaleme alınmıştır. Fakat hayatın baharını idrak etme konusunda hiçbir şey, yaşlanmış bilge bir insanın vereceklerini veremez.

Öğreteceklerini öğretemez!..

Çünkü; o yaşlı insan birçok deli fırtınaya göğüs germiş, bilmem kaç hoyrat rüzgara kafa tutmuş, dinlemeye dahi tahammül edemeyeceğimiz acıları bir bir yudumlamıştır.

Gençliğin ne denli önemli bir hazine olduğuna dair tecrübeleri öğrenmek için kapısını çalacağımız bir bilge insana kulak kabartmamız, gerçek yaşam öykülerini dinlememize fırsat verecektir.

“… Âh! şimdi bana yeniden o gençlik yıllarımı geri verseler, neler yapardım neler…” diye söze başlayan bilge insanın, gençliğe dair anlattıkları kulağa küpe olacak cinsten sırlarla doludur.

Yaşanılan acılar, uğranılan hayal kırıklıkları, hüzünlerle dolu sarı odalar, sevinçlerle taçlandırılmış hatıralar… Herşey ama herşey bize ışık tutacak birer bilimsel çalışma niteliğindedir.

Kırışmış yüzüne baktığımızda hayata dair tüm izleri rahatlıkla okuyabileceğimiz yaşı kemale ermiş insan; anlattıklarıyla belkide hayatımıza yeni bir pencere açacak, göremediklerimizi gösterecek, yüreğimize bir ışık yakacak. Zamanın, mekanın, etrafımızdaki dostların değerini bilmeye eğer biliyorsak başkalarına öğretmeye yardımcı olacak.

Uzun zannedilmesine karşın, aslında çok kısa bir zaman diliminden ibaret olan yaşama dair cümlelerin yeraldığı bu yazıyı;

“Boşa geçen yılların, kaybolan yıllar olduğunu ve bu yılların asla geri gelmeyeceğini” hatırlatarak bitirmekte fayda var.

“Yaşlı bir insan mısınız?” diye başladığımız soruyu, genç bir insan mısınız? diye tamamlayalım.

Eğer genç bir insansanız, hayatı dolu dolu yaşamaya bakın. Dolu dolu yaşayın ki; yaşlandığınızda gençlere anlatacak bir şeyleriniz, söyleyecek bir çift lafınız olsun.
Ve yaşlanan sadece bedeniniz olsun…

PAYLAŞ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soru: