Hıçkırık Sesleri

images (1) Geceler uzayıp gider, sabah oluvermez. Saatler yıl olur, yıllar asır ve zaman donuverir.

Uyku da girmez bir türlü göz bebeklerine, alabildiğine geniş bilinen gökyüzü de daraldıkça daralır. Ve gönül sadece hüzün  şarkılarına bırakır kendini.

İnsan bu kasvetli zaman dağarcığında sadece ve sadece hüznü yudumlamak ister. Çünkü; hızla koşuşturan notalardan oluşan  neşeli şarkılara eşlik edecek güç yoktur artık dizlerde.

Kim bilir bu satırlar okunurken bile etrafta kaç gönül öylesine kanıyor, kim bilir kaç göz böylesine ağlamaktan kör oluyor?

Ağlamak, hıçkıra hıçkıra ağlamak….

Ağlamak bazıları için rahatlamanın vazgeçilmez, belki de tek adresi. Kimileri duygulandığında, kimileri üzüldüğünde, kimileri gamdan, kimileri sevinçten, kimileri ise ayrılık acısından ağlar…

Duygularına söz geçiremeyen bazısı uluorta ağlarken, bazısı kimsenin önünde ağlamayacak kadar duygularına gem vurmayı öğrenmiştir. Duygulara gem vurmak, belki de Ferhat’ın dağları delmesinden çok daha müşkülatlıdır. Ama hayat insana bu alışkanlığı kazandıracak kadar çetin ve bir o kadar gaddar!

Bu alışkanlığı edinenler; sevindiklerinde kahkaha yerine tebessümle yetinirler, kahredici bir hadise karşısında ise acıyı yüreklerine gömerler. Tabiri caiz midir bilinmez ama, bu tip insanların gönül dünyası tıpkı bir mezar gibidir. Kimse çarkların orada ne şekilde işlediğini tam olarak kestiremez.

Ayrılık adamı vurur

“Ayrılık ayrılık aman ayrılık, her bir dertten âla yaman ayrılık…” diye dilden dile dolaşan o meşhur şarkının sözleri, insanı kasıp kavuran ayrılığı anlatan bir serzeniştir sanki.

Birçok kişiye göre huzur kaynağı olan “ağlama limanına” en fazla yanaşanlar çoğu kez ayrılığı çekenler olur. Ayrılığın sızıdan sakınmak için, ipeksi kalbini lahuti rüzgarlara bırakanlar genellikle kendilerini bu limana, yani “ağlama limanına” bırakırlar. Bu rıhtıma demir attıktan sonra bütün ıstıraplar yerini, beyaz incileri temsil eden gözyaşlarına bırakır.

Ayrılığın dışında bizleri ağlatacak cinsten olaylar günümüzde o kadar fazla yaşanmaya başlandı ki; insan bu olaylar karşısında ağlayıp içini dökmediği taktirde, bir volkan misali sıkışan gönül dünyasının patlamaması mümkün değil.

Dolayısıyla bazen hıçkıra hıçkıra dağlara meydan okurcasına, bazen de “çocuksu” bir masumiyetle kuytu bir köşede sessizce hüznü gözyaşları ile tedavi etmek aslında fena fikir değil. En azından şöyle düşünün; hiç kimsenin kalbini kırmadan rahatlamış oluyorsunuz.

Sevinçten veyahut tasadan mutlaka her birimiz göz yaşı dökmüşüzdür ve dökeceğiz de. Ancak bu tür nedenler dışında bir de insanın yanlışlarına, yanılgılarına pişman olup ağlaması yok mu!

İşte bu nedenle dökülen gözyaşları hıçkıra hıçkıra olmalı…

PAYLAŞ

One thought on “Hıçkırık Sesleri”

  1. dj_melek44 diyor ki:

    Noktadan sonra bitmeyen yazılar,
    “tamam”dan sonra bitmeyen konuşmalar,
    “geçti artık”, dedikten sonra
    geçmeyen acılar var..

    emeğine sağlık…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soru: