Sen git, hüzünler kalsın bana…

images (1) “Devlerin aşkı büyük olur; ya kıyametler kopacak, ya da dünya duracak” şarkısını mırıldanırken yemin etmiştik. Ahdedip “Ne olursa  olsun ayrılığa yenik düşmeyeceğiz” demiştik. Hatta ayrılık sözcüğünü lügatten çıkartıp yakmıştık, hatırlarsan.

 Ama ne oldu, nasıl oldu, neden oldu?… bu soruların hiçbirini cevaplamaya fırsat bile kalmadan bir akşam üstü yollarımız ayrılıverdi.

Ve ayrılığın nârında yandıkça yanmaya başladık…

Beynimi kemiren milyonlarca soru üzerime üzerime yürürken, birşeyi çok iyi biliyordum. Bu ayrılık beni zehirlese de, sana ilaç gibi  gelecekti. Belki de bu nedenle ayrılırken sana yüreğimi uzatıp “git, güle güle git” diyebildim…

Seni bilmem ama ben; bir şarkı, bir şiir gibi yaşanan o günleri asla unutmayacağım. Sensizliği bir sır, bir yemin, gizli bir düş gibi

yudum yudum içeceğim. Ve bu yükü tek başıma da olsa omuzlamaya çalışacağım, sonsuza dek.

Sen ne ağla, ne de acılan. Sen git, bana bırak hüzünleri. Hem yüreğimi de avuçlarına verdim ya. Sen git. Yeter ki iyi ol, mutlu ol…

Ben asil olanı, yani sevilenin mutluluğuyla mutlu olmaya seçtim. Zoru seçtim belki de ama olsun sen git, bana bırak hüzünleri. Sen git…

Koca bir dağ misali büyüyen hüznümü saatlere bölüp, içime çektiğimde ayrılığın acısı diner sandım. Oysa asıl acı, o anda başlıyormuş. Ben bunu da seninle öğrendim. Yani yokluğunda da, çok şey öğretiyorsun bana.

Görüyorsun işte ben sensizken de, seninleyim. Yokluğun, varlığın gibi değil elbet ama olsun sen git, bana bırak hüzünleri. Sen git…

Sensizliğin sesi, deli bir tonla bağırdıkça kulaklarım sağır oluyor sanki. Sensizliğin çığlığından başka hiçbir şey duyamıyorum. Sağır oluyorum. Gözlerinin rengi geliyor, gözlerimin önüne, bir anda gözlerim kamaşıyor. Gözlerim senden başka hiçbirşey görmüyor… Ve kör oluyorum. Sonra gecenin rengine bürünmüş hatıralar çıkıp geliveriyor. Ansızın kapımı yokluyor. Kapıyı açtığımda seni karşımda görüyorum ve aklımı yitiriyorum…

Senden sonra kimseyle tek kelime konuşamadım, hiçbir ses duyamadım ve düşüncelerim donup kaldı ayrıldığımız caddenin kaldırımında. Senin olmadığın bir dünyada daha fazla yaşayamayacağım anlamıştım artık. Bu gün gibi, güneş gibi aşikardı zaten.

Ama içimden bir ses “belki yine kavuşuruz” diyor…

Ben her gece düşlerime girip kapımı çaldığında seni görüyorum ve gözlerim kamaşıyor. Etraftakiler bana “divane” diyor biliyor musun? Bu lakabın “delirenler” için kullanıldığını biliyorum. Ama delirmedim. Ben sadece, her gece kapıda senin dönüşünü bekliyorum.

Fakat bizi bilmeyenler “o artık dönmeyecek unut” diyorlar bana. Sahi dönmeyecek misin yoksa? Yoksa söylenenler doğru mu?

Eğer dönmeyeceksen, kurumak üzere olan göz pınarlarım iki damla göz yaşı daha döker bunun için. Hem dönmesen bile, ben her gece seni bahçenin kapısında bekleyeceğim. Çünkü; giderken sana yüreğimi verip,

“Sen ağlama, acılanma. Sen git, bana bırak hüzünleri” demiştim…

Dönmesen, bu yükü sonsuza dek benim taşımamı reva görsen ne çıkar. Yeter ki; sen ağlama, ağlamana dayanamam, sana kıyamam. Ayrılırken ellerimle uzatıp verdiğim yüreğim de senin olsun. Sana ait yüreğim, bende kalırsa yaşayamam…

PAYLAŞ

3 thoughts on “Sen git, hüzünler kalsın bana…”

  1. hiçran diyor ki:

    elinize yüreğine sağlik hayirli olsun sayfaniz

    1. ROTALI_KAPTAN diyor ki:

      teşekkür ederim sizlerinde inşAllah

      1. hiçran diyor ki:

        amin ecmain =rica ederiz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Soru: